22 Ekim 2017 Pazar

Evinizi sadeleştirirken dikkat etmeniz gereken 7 şey

Geçtiğimiz Pazar dolapta mini bir operasyon daha yaptım: modelini, rengini, desenini sevip ama üzerime olmadığı halde aldığım ve dolabımda bir umut tuttuğum etek ve pantolonları artık eledim. O kilolara ineceğim inancını kaybettiğimden değil ama önümde uzun bir süreç var, daha doğuma bile en az 4 ay var, sonrasında da kısa ya da uzun bir toparlanma, sonra da kilo verme dönemi olacak, şok diyetler peşinde olmadığım ve hedefimdeki kilo da zaten bir değil art arda şok diyetler gerektireceği için acelem yok.

E bu etekleri alalı zaten 3-4 yıl olmuş (bkz. İlk cocuk öncesi) dedim ki gerçekten hiçbir etek 5 yıl beklemeye değmez, dolapta bir de tıkış tıkış çürüyecekler. Kilo verince bakarım artık neye ihtiyacım varsa dedim ve kalkıp yarım saatte bir koca poşet doldurdum.

Ama evinizi, dolabınızı sadeleştirirken her zaman bu kadar aceleci davranmak akıllıca değil. Hatta bazı eşyalarda özellikle dikkat etmek lazım. Gelin bugün sadeleşirken nelere dikkat etmek lazım onlara bakalım.

1.       Elektronik eşyalar:  Eğer kişiselleştirilen bir eşya ise içindeki özel bilgilerinizi temizlediğinizden emin olun. Hatta bir format atın işinizi sağlama alın.
2.       Fotoğraflar: Burda genelde önerilen fotoğraflarınızı dijitalleştirme, yeni dönemde zaten her şey dijital, eski fotoğraflar içinse onları çöpe atmadan önce iyi düşünün, ben albümde tutmayı ve ara ara bakmayı seviyorum. Benim için bunun tam tersi yani bilgisayara atmak onları tamamen iptal etmek demek. Periyodik olarak da çekilen fotoğrafları albümleştiriyorum. Hem fotoğraflara bir göz daha bakmış oluyorum hem de sağlam bir eleme yapıyorum. Bir de attığınız fotoğrafları yırtmayı yani bir şekilde imha etmeyi unutmayın.
3.       Önemli belgeler: Ortalıkta yığın olmuş, her köşeden ayrı çıkan belgeler kimsenin hoşuna gitmez sanırım. Bunları mümkün olduğunca sadeleştirmeye, dijital olarak tutabildiklerinizi o şekilde saklayın (ben online bankacılık ile dekontlara ulaşabiliyorsam önemli ödemelerin dekontlarını ayrıca basmıyorum mesela). Ama bazı şeyler var ki bir büyük klasör yapıp onları orda tutmakta fayda var: Doğum/Ölüm belgeleri, Evlilik cüzdanı, Boşanma belgesi, Sağlıkla ilgili dökümler (aşı kartları gibi) , Sigorta poliçeleri (güncel olanlar) , vekaletnameler, Diplomalar, ruhsatlar gibi.
4.       Geçmişten gelen koleksiyonlar: Gözünüzü karartınız ve peçete/pul/biblo/magnet ya da herhangi başka bir konudaki koleksiyonunuzdan vazgeçmeye karar verdiniz diyelim, o zaman geçmiş günlerin hatrına bu koleksiyondan en sevdiğiniz 2-3 parçayı bir süre daha saklamanızı öneririm. O koleksiyonu temsil edecek bir şeyler. Bunların fotoğraflarını da tutabilirsiniz tabii ki. Ama manevi değeri olan bu şeylerden bir kerede vazgeçmek sizin için zor olacaksa bu yöntemi kullanabilir ve muhtemel pişmanlıkların önüne geçebilirsiniz. (ben doğumgünü kartları, çiçek kartları, davetiyeleri çok severim. Ama hiçbirini basılı saklamıyorum, hepsinin fotoğrafını çekip bilgisayarımda tutmayı tercih ediyorum.
5.       Değerli ürünlerin sertifikaları: Mücevher ya da pahalı çantalar vs. bunların sertifikalarını ya da kutularını, özel koruma çantalarını saklamak bu parçaları elden çıkarmaya karar verdiğinizde ürünün orijinalliğini ispatlamak için yararlı olacaktır.
6.       Temel mutfak ve banyo malzemeleri: Bir ara bomboş evlerde oturan, çekmecelerinde sadece evdeki kişi sayısı kadar çatal, bıçak olan Japonlar medyada geniş yer bulmuştu. Minimalizm ile aşırılığı karıştırmamak lazım. Tabii ki karar verirken amaç gereğinden fazlasından kurtulmak ya da aman ya lazım olursa diye stok yapmamak. Bu noktada hayatınıza bir bakın, ne sıklıkta misafiriniz geliyor, yatılı misafiriniz oluyor mu? Onlara çıkaracak kadar yedek eşyanız var mı: ) ya da kendiniz için ayırdığınız 2 havlu gerçekten yeterli mi? Çamaşırlar yıkanırken stres oluyor musunuz çarşafız ya da havlusuz kaldım diye: ) ya da akşam 2 arkadaşınız kahveye gelse çıkaracak fincanınız var mIJ (burdan aman her şeyin özel bardağı, çatalı olsun filan gibi bir fikrim olduğunu düşünmeyin. ama bazı şeyleri de –mesela Türk kahvesi- kendi özel fincanında içmenin ayrı keyfi var, ama yine tabii bunlar kişisel fikir ve tercihler)
7.       Minimalizmde hatıraların eşyalarda değil de hafızamızda olduğu bu yüzden eşyalara anlam yüklenmemesi söylenir. Ama yine de çocuğunuzun ilk saç kesiminden bir tutam saç  gibi özel bazı şeylere istisna gösterilebilir. Ama burda dengeyi kurmak adına kendinize sorun: ben bu şeye (ilk koşu madalyama, çocuğumun ya da kendimin bebeklik patiğine) bir kez olsun baktım mı, elime alıp düşündüm mü. Belki de aslında size bugüne kadar öyle dendiği için özelmiş gibi davranıyorsunuzdur. Özde önem ile sözde önemi ayırın: ) 

Bu arada evinizi oda oda sadeleştirmek için önerilere şurdan ulabilirsiniz.
Dolabınızı kolayca 6 adımda sadeleştirmek içinse şu yazıyı okuyabilirsiniz.



18 Ekim 2017 Çarşamba

Çöpsüz Hayata Giriş: 4. Hafta Özeti

Bir serinin daha sonuna geldik. Çöpsüz hayat ya da sıfır çöp olarak bilinen hayatımıza %100 adapte edemesek de birinci amacımızın farkındalığımızı arttırmak olduğu bir 4 hafta geçirdik beraber. 
Benim için bu ve önceki seri birer disiplin amacı da oldu, tüm önerileri baştan hazır etmediğim için her sabah yeni, olabildiğince uygulanabilir ve işe yarar bir fikirle gelebilmek için bol bol okudum. Çokça yeni şey öğrendim. 

(Minimalizme giriş serisini okumak isterseniz:
1. hafta derlemesi 
2. hafta derlemesi
3. hafta derlemesi



Gelelim bu son haftanın önerilerine:

22. KENDİ DONDURMANIZI YAPIN:
Daha önce kendi atıştırmalıklarınızı yapın diye önermiştik. Bugünkü öneri de kendi dondurmanızı yapmak üzerine. Hem sahlepli ya da meyve bazlı çok güzel dondurmalar hem de şekersiz damak tadını kandırmalık “nicecream” diye arayıp bulabileceğiniz çok güzel tarifler var. Üstelik bunları yapmak için gereken setler de birçok yerde ve uygun fiyata bulunuyor. 
Benim en kolay bulduğum tarif: muzu dilimleyip buzlukta birbirine yapışık olmadan dondurup blenderdan geçirmek. Çok güzel de bir kıvamı oluyor. 
Sizin de kendi dondurma tarifleriniz var mı?








23.MAKYAJ TEMIZLEME PAMUĞUNUZU KUMAŞTAN YAPIN
Kadınların günlük olarak kullandığı şeylerden biri de makyaj pamukları. 
Peki bunların da tekrar kullanılabilir versiyonları olduğunu biliyor muydunuz?
Yurtdışı sitelerinde el yapımı ya da fabrike olarak setler satılıyor ama evde de yapabilrsiniz. 
Yumusak bir kumastan parca kesip kenarlarına bir dikiş geçerek kendi yıkanabilir göz temizleme pedlerini yapmak elinizde.











24.YEMEK ARTIKLARINI DEĞERLENDIRIN
Daha önce yemek konusuna sebze suyu cıkarmak ve meyveleri değerlendirmek ile bir giriş yapmıstık. 
Bugünkü öneri ise yemek israfı yapmamak. Tabii ilk kuralı planlı sekilde alısveriş yapmak ama artan yemekler için de yaratıcı olmak bunun ikinci adımı.
Aslında kültürümüzde de yemek çok değerli olduğu için annelerimizden bize geçen bir değerlendirme kültürü var.
Artan makarnadan salata yapmak, kurumuş ekmeklerden çorba için kıtır yapmak, kalan haşlanmış sebze-tavuk-et-balık parçalarını çorba içinde değerlendirmek... bunlar benim ilk aklıma gelenler. 
Siz kalan yemekleri nasıl değerlendiriyorsunuz?





25. KUMAŞ PEÇETE KULLANIN: 
Eskiden evimizde misafirleri kumaş peçete ile ağırlardık. Şimdi tabii ki kolaylık, desen çeşitliliği vs derken kağıt peçeteler onların yerini aldı. Evde güzel bir peçete setinizin olması sıfır çöp hareketinin yanı sıra masanıza da şıklık katacaktır. Dışarıya yemek taşıdığınızda da bir kumaş peçete çok işinize yarayacak. Sizi kağıt peçete, havlu kağıt kullanmaktan kurtaracak.













26.ELİNİZDE PLASTİK POŞET VARSA TEKRAR TEKRAR KULLANIN:  
Bu, buzdolabı poşeti de olabilir market poşeti de. Kuru şeyler taşıdığınız poşetler tekrar tekrar kullanışabilir. Mesela işe buzdolabı poşetinde badem getirdiniz, badem bitince poşeti atmayın. Ertesi gün de içine mesela fındık koyabilirsiniz.













27. BEZ ÇANTA DIŞINDA ALIŞVERIŞ IÇIN KÜÇÜK BEZ YA DA FILE ÇANTALARINIZ OLSUN. 
Artık bez çanta taşımayı alışkanlık haline getirdiysek sıra küçük bez ve file çantalarda. 
Marketlerde rulo seklinde plastik poşetler olur sebze/meyve standları için, işte kendi daha küçükçe çantalarınız olursa meyvelerinizi bu poşetler yerine kendi getirdiğiniz bez ya da file çantalara koyabilirsiniz. sonra da bunları daha büyükçe olan bez çantanızda taşırsınız  : ) . Semtinizde aktar varsa açık (bulk) şekilde kuru gıdalarınızı da temin edebilirsiniz. Kuruyemişçiler de aynı şekilde bulk denilen açıkta olan ürünlerden alım için çok uygun mekanlar








28. KENDİNİZİ ZORLAMAYIN, HER KÜÇÜK BAŞARIDAN MUTLU OLUN:
Bu 4 hafta boyunca kimi zor kimi kolay 27 tane öneri paylaştım. Ama başlangıç amacımızı unutmadım. Bu seriyi takip eden kimsenin Lauren Singer ya da diğer hayatını Yılda sadece 1 kavanoz çöp çıkaran Sıfır Çöp önderleri gibi olmasını beklemiyorum. Benim ilk amacım bir farkındalık yaratmaktı. 
Bugün önerilere tekrar baktım da aslında çöpsüz hayat biraz da annelerimizin ananelerimizin gençliklerinde yaşadıkları hayat. Biraz nostaljik bile sayılabilir bu öneriler. Ama birini bile benimseyip hayatınıza katsanız gerçekten fark yaratacak şeyler. 







Daha önceki önerileri hatırlayalım:
1. hafta özeti
2. hafta özeti
3. hafta özeti



15 Ekim 2017 Pazar

2. El Kıyafet konusunda örnek uygulama : Kadıköy Belediyesi'nden Açık Gardırop ve Kıyafet Kumbaraları


Bu aralar bana en çok sorulan sorulardan biri : Gardırobumuzu hafifletiyoruz, sadeleşiyoruz. Ama bu çıkan kıyafetleri nereye bağışlamalıyız?

Daha önceki yazılarımda Freecycle’dan bahsetmiştim.  Freecycle hakkında daha detaylı bir yazı da yolda. Ama son dönemde oturduğum yer itibariyle dikkatimi çeken bir şey var: Kıyafet Kumbaraları. Instagram’da sorduğumda İstanbul’da yaşayanlar Şişli, Avcılar, Maltepe vs’de de olduğunu söylediler ama ben bugün Kadıköy Belediyesi’ni bir örnek olarak yazmak istiyorum. Sizin de oturduğunuz belediyede benzer uygulamalar varsa lütfen yazın, paylaşalım. Beraberce güzel şeyler de oluyor diyelim.

Kadıköy Belediyesi 100 noktaya kıyafet kumbarası yerleştirdi. Bu kumbaralar ile pantolon, etek, elbise, gömlek, hırka, ceket, palto, kazak, tshirt, mont, bluz, eşortman, ayakkabı, çizme ve bot toplanması hedefleniyor. Kesinlikle kişilerin özel giyim eşyaları kabul edilmiyor bu yüzden kıyafet bağışı yapanların da bu konuda hassas olması rica ediliyor.

Kıyafetlerin ise mutlaka kullanılabilir durumda olması şart değil çünkü belediye atık durumunda olan eşyaları ayrıştırarak geri dönüşüme kazandırıyor..
Haftada iki gün kumbaralar boşaltılığ eşyalar ayrıştırma merkezine aktarılıyor. 2. El olarak Açık Gardrop Mağazası’na gönderilecek giysi ve ayakkabılar temizlemeye gidiyor.
Kadıköy Belediyesi’nin uygulamasını gözümde örnek kılan da bu: verilen kıyafetler için her şey düşünülmüş: Kıyafetler toplanıyor, durumuna göre ayrışıyor ve iyi olanlar Kadıköy Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nce yürütülen çalışma ile Kadıköy'de yaşayan dar gelirli ailelere ulaşıyor.
Her ne kadar her durumda eşya kabul edilse bile çalışanların işini kolaylaştırma adına kıyafetleri kumbaraya atarken:
Giysilerin temiz ve yıkanmış ve katlanmış olmasına; tamir ihtiyacı bulunmamasına, verilen kıyafetlerin/ayakkabıların cinslerine göre gruplara ayrılarak ayrı ayrı poşetlenmesine özen göstermemiz hoş olacaktır.
Açık Gardırop 2. El Giysi Mağazası, Eğitim Mahallesi Ahsen Çıkmazı Sokak'taki Sadıkoğlu Plaza içinde bulunuyor.

12 Ekim 2017 Perşembe

Çöpsüz Hayata Giriş: 3. Hafta Özeti








Çöpsüz hayat macerasının 3. haftasında yine önerilerimi paylaştım ve sizden yorumlarınızı aldım. 

Bu hafta bizi biraz daha zorlayacak öneriler vardı listede. Hadi hepsine birden bakalım.



15. YEMEGE CIKTIĞINIZDA (GEREKECEKSE) KENDİ MALZEMELERİNİZİ GÖTÜRÜN:
Bugün konfor alanımızın dışına çıkıyoruz. Çöpsüz hayat akımına geçmek bazı utangaçlıklarımızın önüne geçmemizi gerektiriyor.
 Acaba ne derler diye düşünmeden rahatça hareket ettiğimizde hayat daha kolay olacak. Bugünkü öneri de bunu gerektiriyor.
Dışarda yemeğe giderken gerekiyorsa 
Eğer fastfood yemeye gidecekseniz belki bardak ya da çatal/bıçaginizi kendiniz götürebilirsiniz.

Yanınızda bir saklama kabı olursa kalan yemekleri onların plastik ya da alüminyum kaplarında degil kendi kabınızda geri götürebilirsiniz.

Bir de  ordaki kağıt peçeteleri kullanmak yerine kendi peçetelerinizi de götürebilirsiniz. İnsan yemek yerken kağıt pecete varsa biraz daha "hunharca" kullanabiliyor.
Konfor alanımızdan çıkmayı gerçekten zor buluyoruz, bu öneriyi %65 oranında herkes zor bulmuş, ben bunun asıl nedeninin “ne derler duygusu” olduğunu düşünüyorum.

16. ALUMINYUM FOLYO KULLANMAYI BIRAKIN:
Alüminyum folyo kullanımını hem çöp yaratması bakımından hem de gıdayla temas halinde ısındığında zarar verdiğinden dolayı bırakmalı en azından azaltmalıyız.
genelde tart, börek gibi şeyler pişirilirken üstü yanmasın diye folyo ile kaplanır, bunun yerine kalın bir payreks kapak koymak da iş görüyor.
Piknik vs gezilerde bazen sandvicler de folyo ile sarılabiliyor kolaylık olsun diye, bunun sağlığa zararı olmasa da direkt çöp. boyle durumda ise sandvicler kumas bir peceteye sarılıp sonrasında da peçete el-ağız temizliği için kullanılıp dönüşte de yıkanarak çöp cıkarmadan gün bitirilebilir.






17. KENDI YEMEĞINIZI TAŞIYIN
Eğer sürekli olarak dışarda yemeniz gerekiyorsa hem çöpsüz hayata hem de bütçenize uygun bir çözüm yemeğinizi evden götürmek.
Kavanoz salatalar bunun için biçilmiş kaftan. İçine mercimek, nohut, makarna, pirinç, kinoa, kuruyemişler, peynir vs koyarak zenginleştirdiğiniz salatanız oldukça da doyurucu olacak ve sizi ısıtma derdinden kurtaracaktır. Aynı şekilde meyve ve kuruyemişlerinizi de yanınızda taşıyabilirsiniz.












18. UPCYCLE / İLERİ DÖNÜŞÜME BIR ŞANS VERIN:
Elinizdeki bunlarla ne yapsam dediğiniz eşyalara, ambalajlara ve eskiyen / yırtılan / kırılan şeylere ileri dönüşümle bir şans daha verin.

Saksıya dönen eski paslı bir demlik, temizleyip içine spagetti koydgunuz bir Pringles kutusu (artık paketli almıyoruz ama evde son kalan paleti değerlendirelim diyene:)  ), kalemlik olan kupa: bunlar en basitleri. Daha neler yapabilirim derseniz Pinterest upcycle yazınca size sonsuz öneriler çıkarıyor. 








19. EKMEĞINIZI ALIRKEN BEZ ÇANTA KULLANIN
Ekmeğinizi nerden alıyorsunuz? Fırın, bakkal, market?
Eger halihazırda paketlenmis ekmeklerden almıyorsanız bir dahaki sefere ekmeğiniz için yanınızda temiz bir bez torba götürün, ekmeği içine koydukları kağıt ya da naylon poset yerine sizin bez torbanızı kullansonlar.

Hatta pastaneden alacagınız şeyler için de bez torba ya da saklama kabı götürebilirsiniz. Dağılmayacak kücük kek, kurabiye gibi seyleri yine rahatlıkla torba ile alabilir, çikolatalı ya da krema kaplamalı vs şeyler için saklama kabını rahatlıkla kullanabilirsiniz.







20.STREÇ FILM KULLANMAYIN
Hayatımıza girdiği günden beri rahatlığına hemen alıştığımız ve belki de nasılsa hem ucuz hem erişimi kolay diye bol bol kullandığımız bir başka ürün de streç filmler.
Kalan yemekleri kaldırırken ya da buzluğa bir şey atarken, yanımızda sandvic vs taşırken eminim ki çok pratik. Ama tekrar tekrar kullanılamıyor ve direkt çöp oluyor.
Bir kereliğine saklama kaplarına yatırım yaparak streç film kullanımını azaltabilir hatta bitirebilirsiniz.
Özellikle evde biriken kavanozlar bu konuda yardımcınız olabilir.










21. İYİ BIR SU FILTRESINE YATIRIM YAPIN


Aranızda direkt musluktan su içen kaç şanslı var bilmiyorum ama biz İstanbul'da uzun zamandır musluktan su içmeyi bıraktık.
Alternatifler belli: evde sık sık tüketimi varsa 19lt'lik sular alınıyor.
Cam damacana hem pahalı, hem her yerde bulunmuyor, ağır... Ne yazık ki her eve ulaşmıyor. Klasik plastik damacanaların ise hem bir ömrü var hem de temizliği soru işareti,üstelik tek kullanımlık yeni sistem olan pet damacanalar da direkt çöpe (iyi ihtimalle geri dönüşüme) gidiyor.
Güveneceğiniz bir su arıtma filtresi hem uzun vadeli pratik bir çözüm olacaktır hem de yaptığınız yaptığınız yatırımı kısa sürede çıkaracaktır.







1. Hafta özeti için:
2. Hafta özeti için: 


7 Ekim 2017 Cumartesi

Lagom Nedir? İsveç'in sizi Sadeliğe Çağıran Konseptiyle Tanıştınız mı?


2016 yılına damga vuran Danimarka’nın Hygge akımından sonra 2017 İsveç’lilerin tam kararında anlamına gelen kelimesi Lagom kelimesinin popülerliğine şahit oldu.  Lagom mütevaziliğin bir kutlaması adeta. Hygge yaşanan tatlı bir an iken Lagom bir yaşam biçimi.

Hygge beraberinde kocaman pofuduk battaniyeleri, kocaman kupaları, mumları getirirken Lagom da tadında bir sadeliği evlerimize taşıyor. Ama bu sadeliği sadece dekorasyonda düşünmeyin, evlerin enerjisinin, yemeğin hatta insanın kendi zamanının bile tam kararında kullanılması Lagom’un içine giriyor.

Hayatımıza her alanda denge getirmeyi amaçlayan Lagom dergilere, bloglara konu olurken bir yandan aynı Hygee gibi Lagom kitapları da raflarda yerini bulmuş durumda. Ikea Ingiltere LIVE LAGOM project projesini hayata geçirip sürdürülebilir bir ev için tüyolar verirken İngiltere’de basımına başlanan Read Lagom dergisi 7. Sayısını çıkarmış durumda.

Hatta Amazon’da Lagom’la ilgili arama yapınca çıkan aramalara bakılırsa gerçekten “Çözüm Kuzey’de” dediğimiz bir dönemdeyiz. Hygge; Lagom ve Lykee (mutluluk). Hayatın anlamı bu aralar kuzeyde aranıyor desem pek de yanlış olmaz sanırım.
Amazon'da Lagom yazınca çıkan diğer kitap önerileri

Hygge akımı getirdiği o tüm aksesuarlarla ceplere biraz zarar verirken Lagom ise “Bu sene daha tutumlu olacağım.” diyenlere daha çok hitap eden bir felsefe.


Bir efsaneye göre Lagom kelimesi Viking deyimi olan “Laget om”dan yani bir masada içi şarap dolu boynuz elden ele geçerken birinin içmesi gereken miktardan (ne az ne çok, herkese yetmesi için tam kararında)geliyor.

Peki biz de hayatımıza biraz lagom taşımak için neler yapmalıyız? Miss Minimalists bu konuda cok güzel 4 öneride bulunmuş, ben de ondan alıntılıyorum:
      -          İstifçilikten kaçınmalıyız. Bu zaten sadeliğin özü değil mi? Tam da ihtiyacın olan ve sevdiğin şeyleri elinde tutmak.
-          Aşırılıktan kaçınmalıyız: Minimalist olalım derken tek çatal ve tek bardakla yaşayıp kendimizi her türlü güzellikten mahrum etmemeliyiz.
-          Eşitliği kucakla: Nüfus artarken kaynaklarımız hala kısıtlı. Biz aşırı tükettiğimizde ve olması gerekenden çok tükettiğimizde başkaları için ve gelecek nesiller için “az” bırakıyoruz. Tüketimimizi azaltarak ve elimizdekinin fazlasını paylaşarak eşitliğe katkıda bulunabiliriz.
-          “Kıvamında” fikrini benimseyin: İster yemek&içmek olsun ister hobiler ya da sahip olduklarımız. Aşırı düşkünlükten kaçınmalıyız.



Yukarda bahsettiğim gibi Lagom’un bir de tasarrufa yönelik tarafı var.

Mesela evde elektrik tüketimi daha az olan LED ampuller kullanmak, prizde şarj aleti bırakmamak, eşyaları kapama tuşundan tamamen kapamak gibi önlemler.

Geri dönüşüme özen göstermek. Hatta upcycle yani ileri dönüşümü de hayatınıza katmak. Mesela çocukların resimleri ya da sanat projeleri için ne kadar çok kağıt ya da karton tüketilir, evdeki boş defterler birden bebeklerin karalama defterlerine dönüşür örneğin. Elinizdeki karton ambalajları, yumurta kutularını vs geri dönüşüme atmadan önce başka bir yerde biriktirip bu tür aktiviteler için değerlendirebilirsiniz.

Yiyecek israfından kaçının. Alışveriş yaparken liste kullanın hatta mümkünse haftalık ne yemek pişireceğinizin listesini yaparak hazırlıklı olun. Ve biraz gözlemci olarak evde nelerin çöpe gittiğine bakın, meyveler mi çürüyor ya da yumurtalar mı zamanı gelmeden bozuluyor gibi.

Gördüğünüz gibi Lagom aslında minimalizmi benimseyenler için çok tanıdık bir kavram. Bir ülkenin bunu kültür olarak benimsemesi sizce de harika değil mi?



4 Ekim 2017 Çarşamba

Çöpsüz Hayata Giriş: 2. Hafta Özeti

Çöpsüz Hayata Geçiş serisinde 2. haftayı geride bıraktık, yolu yarıladık. Benim de bir çok şeyi öğrendiğim bu haftada benim için en rahat öneri plastik ve kağıt bardak kullanımını azaltmak, en "bunu nasıl düşünmedim" dediğim öneri ambalajları küçülterek atmak ve en zor öneri de ciddi bir davranış değişikliği olduğu için sebze suyu için sebzeleri atmayıp saklamak oldu. Sizin enleriniz neler?




8. KAĞIT VE PLASTIK BARDAK KULLANIMINI AZALTIN
Sanıldığının aksine kağıt bardaklar daha ekolojik değil , birçoğu plastik kaplama ile kaplı. Plastikte ise sıcak bir sey içmek zaten cok zararlı. Yapabilecekleriniz var: Dısarda bir yerde oturacak ve bir şeyler içeceksiniz cam bardak  ya da kupaları var mı diye sorun. Örneğin Starbucks'ta gayet güzel kupalar ve fincanlar var :) alıp cıkacaksanız yanınızda tasıdıgınız bir termosunuz olsun.
Ofiste kendi kupanız olsun.












9. KIYAFET, ÇANTA AYAKKABI... BUNLARA IYI BAKIN VE BASIT TAMIRAT IŞLERINI ÖĞRENİN: 
Tekstil sektörü oldukca hızlı gelişip değişiyor ama siz bir minimalist ve simdi de çevreye daha duyarlı biri olarak eminim ki daha dayanıklı, kumaşı sizin için daha sağlıklı alternatifler peşindesiniz. Bu kıyafetlere bir de iyi bakmaya özen gösterme zamanı. Basit tamirat ögrenmek ya da bilen akraba/arkadaslarla iyi gecinmek; bir dügmesi koptu diye bir gömlek/bluzdan vs vazgecmemek, ayakkabılarımızı boya, taban tamiri vs ile daha uzun kullanmak hem sevdiğimiz eşyaları daha uzun hayatımızda tutmamızı sağlar hem de çevreye ve cüzdanımıza faydalı olur: ))









10. PAKETLI GIDALARI TERCIH ETMEYIN. BIR İKİ BASIT TARIFLE KENDI ATISTIRMALIKLARINIZI YAPIN. :

Tatlı seviyorsanız yulaf ezmesi, yoğurt, kuru meyvelerle basit ve sağlıklı kurabiyeler yapmak mümkün, ya da tuzlu atıstırmalıklar. Glutensiz ya da unsuz ya da şekersiz... Artık çeşit çeşit tarife ulaşmak çok kolay.
Bunları yapın ve tekrar kullanılabilir kaplarda (buzdolabı poseti değil:)) yanınızda taşıyın, ofise/okula götürün. Ya da yanınızda taze / kuru meyve, kuruyemis taşıyın. Kan şekeriniz düştüğünde o açlıkla kendinizi markete atmayın
Biliyorsunuz, Kahve Dünyası gibi yerlerden.çikolatayı bile açık almak mümkün.






11. MEYVE ISRAFININ ÖNÜNE GEÇIN
Dolapta kötüleşen meyvelerinizden meyve suyu, reçel yapabilirsiniz.
Fazla aldığınız ya da eve gelince yemek için fazla ezik vs olduğunu düşündüğünüz meyveleri mutlaka değerlendirin.
Meyve suyu yapacaksanız biraz sebze ekleyerek şekerini azaltabilirsiniz. Internette bir sürü tarif , sebze&meyve eşleşmesi mümkün  İyi yıkanmış meyveleri kabuğuyla yiyin ya da sıkın, reçelini yapın.

Portakal kabuğu, limon kabuğu: bunları rendeleyerek kek, kurabiye hatta salatalara katabilirsiniz. Ya da serit serit keserek ev yapımı temizlik malzemelerine katabilirsiniz.

Karpuz kabuklarından tursu kurabilirsiniz.

Nar kabuklarından doğal boya elde edebilirsiniz.

Vee geriye kalan kullanamayacagınıza inandığınız meyve artıklarını kompost yapabilirsiniz.
Kompost hakkında detaylı bilgi yakında gelecek.


12. SEBZE ATIKLARINI DEĞERLENDİRİN: 
Hep et/tavuk suyu olacak değil ya, bu sefer de sebze suyu yapıyoruz. Sebzelerle yemek hazırlarken iyi temizlenmiş parçalarını saklayın. Biberlerin tepesi, soğanın pörsümüş olan ilk dış katmanı (hatta iyi yıkandıysa kabukları bile), havucları iyice yıkadıktan sonra hep soyup attığımız o dıs kısımları.. bunları yemek yaparken elinize geçtikçe ayırın ve buzlukta tuttuğunuz bir kapta biriktirin. Kabınız yeteri kadar dolunca güzelce kaynatıp sebze suyu hazırlayın. Süzdüğünüz sebze parçaları hem daha küçülmüş olacak hem de aldığınız sebzeleri sonuna kadar kullanmış olacaksınız.












13. KAHVESEVERLER BUGÜNKÜ ÖNERI ÖZELLIKLE SIZIN IÇIN, KAHVENIZI DEMLEYIN:
Bugün kapsül ve 2si 3sü 1 arada olan kapsül ve paket kahvelere hayır diyoruz. 
Türk kahvesinin bile kapsüllü olanı çıktı malum. Hazır kahvelerse uzun zamandır 2li 3lü olarak karışım paketlerde satılıyor.
Üstelik bu karısım kahveleri evleri için alanlar var, 1 kaşık kahve ile bir miktar süt ve şekeri bile karıstırmak istemiyoruz bazen, çünkü hazırı var.
Klasik ya da elektrikli cezveler, Filtre kahve makinesi, french press, moka pot... Tercihiniz çekilmiş kahveyi tercih edin.
DIşarda kahve aldığınızda zaten plastik ya da kağıt bardakta içmiyorsunuz değil mi: )












14. KÜÇÜLTÜN: EZIN KATLAYIN, KIVIRIN:
Eğer %100 çöpsüz hayata geçmediyseniz hala bazı ambalaj atıklarınız oluyordur, peki onları geri dönüşüme nasıl atıyorsunuz?
Burda çöpsüz hayat savunucuları "geri dönüşüm torbalarının" minimumda kullanılması için attığınız ambalajın küçültülmesini öneriyor.
Plastikleri ezin, karton ya da kağıt ambalajları katlayın, kıvırın. Ve geri dönüşümü kullanın.









Diğer öneriler için:
1. hafta özeti:

3. hafta özeti: