14 Aralık 2017 Perşembe

Yeni yıla daha hafif girin: İkinci hafta önerileri


Yeni yıla daha hafif girme çabalarımız devam ediyor. İkinci hafta önerilerimiz ise aşağıdaki gibiydi:

  •           Teki asla bulunamayan çoraplarınız : Bunlardan kukla yapmanızı önermiştim: ) Fotoğraflarla açıklamasını aşağıya bırakıyorum.
  •           Eşantiyon ürünler (şampuanlar,kremler...) : Çok seyahat eden biri iseniz ve yanınızda bunları taşıyorsanız OK ama her seyahatte sırf hoşunuza gidiyor diye alıp evde biriktiriyorsanız Hayııırr. Kullanabildiklerinizi kullanın. El&vucut kremlerini atın çantanıza, kış da gelmişken bol bol kullanın. Şampuanlar saçınıza uygun olmayabilir, onlarla da kaşmir gibi elde yıkamanız gereken kazaklarınızı vs yıkayabilirsiniz. Gerisi ise geri dönüşüme. 
  •           Son kullanma tarihi geçmiş kozmetik ürünler ve ilaçlar : Kozmetik ürünlerin tarihlerini kontrol edebileceğiniz siteler varmış. cosmetics check kelimeleriyle bakabilirsiniz. Sizden gelen bir öneriydi: ) Ne zaman kullanmaya başladığınızı hatırlıyorsanız üzerlerindeki 6M, 12M gibi yazılar da ayı temsil eder, yani ocakta açtıysanız ve 12M yazıyorsa bir yerlerinde bir dahaki ocak ayına kadar kullanabilirsiniz demektir. Süresi geçenlerin içini boşaltıp geri dönüşüme. İlaçları da ben ilacı çöpe, ambalajı geri dönüşüme şeklinde atıyorum.
  •           Elinizi sürmediğiniz saç bakım ürünleri: Sa.larınızla aranız benim durumumdaki gibi sorunlu ise bir türlü doğru ürünü bulamazsınız. Bu durumda sürekli farklı ürünler denersiniz, işe yaramayanlar bir kenarda bekler. Ben genelde ofise getiriyorum öyle ürünleri. Zaten bir iki kez kullanmış oluyorum. Saç tipi uygun başka bir arkadaşa veriyorum. Satılabilir diye de bir öneri de geldi. 
  •           Çocuğunuz varsa banyo oyuncakları, aman küfe dikkat diyorum. Bu oyuncakların içine kaçan sular küf oluşturabilir. 
  •           Kullanılmayan kavanozlar, biriktirilen yoğurt vs kapları.: Sürekli kullanılıyor ise tamam ama bu ürünler günlük hayatta yavaş yavaş birikiyor ister istemez. Konserve yapan tanıdıklara verebilir, evdeki plastik ürünleri değiştirebilir ve hala kaldıysa geri dönüşüme verebilirsiniz.
  •           Tabanı çizilmiş teflon tavalar: Aslında teflon tavanın hiç kullanılmaması öneriliyor ama birçoğumuzun evinde var sanıyorum. En azından çizik olup olmadığına dikkat etmeli. Çünkü teflon tavalar üretilirken kullanılan kimyasallar, tava çizildiğinde iyice ortaya çıkıyor ve yemeklere karışabiliyor. 
Sizin sadeleşme hareketiniz nasıl gidiyor?

İlk haftayı merak edenler için linkimiz şu.

11 Aralık 2017 Pazartesi

Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol


Gandhi’ye atfedilen bu sözü, gerçekteno mu söyledi pek de net bilinmiyor aslında. Ama bu durum, sözün geçerliliğini etkilemiyor. Hayatta neyi değiştirmek istiyoruz? Hayatımızı sadeleştirmek mi? Çevremizdekileri sadeleştirmek mi? Önce kendimizden başlamalıyız. Sadece sayısal olarak azalmanın bir anlamı yok. O sadece bir sayı. Tekrar yükselebilir. Önemli olan içsel olarak sadeleşmek, yavaşlamak. Aklımızı, duygumuzu sadeleştirmek, hani bir ara çok paylaşılan bir görsel vardı, özlüyorsanız arayın, görüşmek istiyorsanız davet edin…  önce bunlardan başlamak lazım sanki.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Arianna Huffington'un yarattığı Thrive Style (Başarı Stili) Nedir?


Bugün size Huffington Post'un kurucusu Arianna Huffington'un başlattığı Thrive Style (Başarı Stili) akımından bahsetmek istiyorum.

Bugüne kadar Time dergisinin TIME 100 listesine, Financial Times’ın “On yıla şekil veren 50 Kişi” listesine, Newsweek’in “On yılın En Başarılı 10 düşünce lideri” arasına ve Forbes’un “Medyada en etkili kadınlar” listelerine girerek dünya çapında bir övgü kazanan Huffington bir gün bir konuşmada etrafına dikkatlice bakınca şunu fark ediyor, konuşmacı kadınların hepsi jilet gibi, çok şık, saçları yapılı, makyajları son derece özenli ancak moderatör (erkek) sadece güzel bir kotla tshirt giymiş. Sonra bu konunun üzerine biraz daha eğildiğinde aslında hepimizin bildiği bir gerçeğin ne kadar gereksiz olduğunun farkına varıyor: her özel durum için yeni bir kıyafet uydurmak. Sonrasında ise sürekli olarak aynı kıyafetle katıldığı gala, seminer, özel davet vs'lerden galeriler koyarak "aynı kıyafeti giyebilmenin normalleşmesi" için çaba gösteriyor. 

Başarılı bir kadın olan ve hemcinslerinin de bu konuda ilerlemesini isteyen Arianna Huffington Thrive Style dediği Başarı stili konseptiyle özellikle iş hayatındaki kadınlara sesleniyor, hazırlanmak için birkaç dakika harcamakla bir-iki saat harcamak arasında ciddi bir fark vardır diyor. Aslında Mark Zuckerberg bunu gri sweatshirtleriyle, Steve Jobs siyah boğazlı kazaklarıyla burda da bahsettiğimiz ünlü reklam ajansı Saatchi & Saatchi'nin art direktörü MatildaKhan siyah-beyaz kombinleriyle hayata geçirmişti. Mathilda haricinde bunu yapmaya cesaret eden kadın pek yok. Bu arada Arianna da tek kıyafetiniz olsun demiyor. Ama aynı kıyafeti üst üste giymekten çekinmeyin diyor.

Bildiğiniz, size yakıştığından emin olduğunuz bir kıyafet varsa hazırlanmak kolaydır. Mesela ben hiç düğünler için elbise arayan biri olmadım; var olan 2-3 elbisemi döndür döndür giydim ama bu konunun ne kadar önemli olduğunu çevremdeki tanıdıklarımdan biliyorum.

Peki sizin de etkinliklere, işe ya da düğünlere giydiğiniz, tekrar tekrar giymekten çekinmediğiniz böyle "güçlü" elbiseleriniz var mı?

Ben düşününce yazları üniformam olan tulumum aklıma geldi, yazları çekilen haftasonu fotoğraflarımda (işe giymediğim için haftasonu giyiyordum) hep aynı kıyafeti görmek mümkün.

Bu arada kıyafete vakit harcamak konusu Huffington'ın ilk dikkat çektiği konu değil, daha önce de iş hayatına ilk başladığı yıllarca çok çalışmaktan uyuyamadığı için bir gün yorgunluktan bayılması üzerine artık sürekli uykunun önemi üzerine demeçler veriyor, hatta bu konuda bir kitabı bile var.

Huffington diyor ki "En uzun saatler çalışanın, en az uyuyayın, gecenin 3'ünde email cevaplayanın övülüp göklere çıkarıldığına bakmayın. Hayat böyle bir şey değil ve bunu ne kadar erken öğrenirseniz, o kadar daha az stres dolu yıllar geçirirsiniz."

Yine Arianna'dan sözlerle kapatalım bu yazıyı da:
Tekrar giydiğim kıyafetleri saklamam, aksine onları taçlandırırım. Bir davete hazırlanırken ne giyeceğim hakkında dertlenmek yerine sıklıkla giydiğim favorilerden birini seçerim ve kafam rahat olur.


Aslında dolabınızı gerçekten sadeleştirip sadece sevdiğiniz parçaları bıraksanız doğrudan Arianna'nın yolundan gitmiş olmaz mısınız?


Arianna'nın farklı etkinliklerde giydiği aynı kıyafetlerden örnekler

Herkese hitap edebilecek 11 deneyimsel hediye fikri


Deneyim hediyeleri ne olabilir diye konuşmuştuk. Gelen önerileri alt alta sıralıyorum. Sizin favoriniz ne?
  1. Yoga dersi
  2. Tema , Çekül gibi oluşumlarla ağaç bağışı ve sertifikası
  3. Konser / sinema / tiyatro bileti 
  4. Masaj ya da hamam
  5. Kurs ya da atölyeler: pasta, fermente ürünler, cupcake, ya da dil kursları
  6. Tatile dair , Tren/uçak bileti , Otel konaklama, 
  7. Gidilmek istenen bir restoranda yemek ısmarlama
  8. Özel artisan ekmekler gibi ev yapımı şeyler 
  9. Kacış oyunu
  10. Doga tatili ya da trekking turu
  11. Cocuksuz bir gün (direkt kendileri bakabilir ya da bakıcıyı karşılayabilir)


Bir alternatif de deneyim olmasa da gerçekten ihtiyacın olan seyi öğrenip onu almak, çok istediğin bir kahve makinası gibi. 

Bir de şöyle bir gerçek var, biraz kapalı bir toplum olmaktan dolayı ne istediğimizi söylemekte çekiniyoruz. Sadece sade hayata geçmiş ve hayatında beklenmedik hediye eşyalar istemeyen birkaç kişi net olarak ne istediğini söyleyebildiğini yazdı mesajlarda. 

6 Aralık 2017 Çarşamba

Tarz2.com'daki ürünlerim ve acıklı hikayeleri

Bunda yaklaşık 2 ay önce tarz2.com Sitesi bana ulaştı ve açtıkları siteden bahsettiler. Diğer 2. el platformlardan farklı olarak tarz2.com sitesi ürünleri alıyor, inceliyor, fiyatına karar veriyor (sizle de onaylaşıyor), satılacak gibi olmadığını düşündükleri varsa onları isterseniz geri alın isterseniz geri dönüşüme iletelim diyorlar. Satılamayanlar ise dönemsel olarak toplanıp bağışlanıyor. 

Ben de oturdum hamile olmama rağmen artık daha fazla bekletmek istemediğim özellikle sıfır olan bazı ürünleri siteye yolladım. Çünkü daha hamileliğimin ortasındaydım, doğum, sonrasında beni neler beklediğini filan düşünürsek o kıyafetleri daha fazla bekletmek istemedim.

Aslında dolabımı daha önce ciddi bir elemeden geçirsem de  ilk hamilelik ve verilemeyen kilolarla dolabımı tekrar doldurmuştum. Son 4 yıldır yani ilk hamileliğimden beri duruma göre ara ara zaten elimden kıyafet çıkarıyorum ve bu hep kıyafetleri bağışlıyorum ama  sıfır olanlar için biraz pişmanlık duygum vardı ve onları vermeye pek kıyamıyordum. Site bana ulaşınca bu kıyafetleri satmaya bir şans vermek istedim. Ve açıkcası çekimle vs uğraşmamak ve sonrasında da satılmazsa evde tekrar onları görmektense ihtiyacı olanlara ulaşacağını bilmek de beni rahatlattı. 

Yukarda yazdığım gibi Tarz2.com a ürünleri yolladım önce. Sonra onlar ürünün sıfır mı yeniye yakın mı vs olduğuna karar verdi. Tek sorun, bazı ürünler sıfır olduğu halde iyi durumda ya da yeni gibi başlıklarla çıktı (Mango tulum gibi) bunda hem bence kıyafetin modelinin etkisi oldu hem de bir süre dolap beklemelerinin. 

Ben en iyisi tek tek hepsinin hikayesini yazayım dedim.

Ürünlerin isimlerine tıklayarak satın alma sayfasına gidebilir, orda ürün detaylarını ve ölçülerini görebilirsiniz.

Zara kazak :(SIFIR ÜRÜN)

Bu kazağı hamile olduğumu öğrenince kışın giyerim diyerek aldım ve fakat denemeden  aldım (büyük hata) (kaanlaydım fırsat bulaşılmadım hava da sıcaktı). Omuzlarımın böyle duracağını düşündüm ama alakası yoktu. Evde bir sabah giymeye niyetlendim baktım olmadı. Geri kaldırdım. 



 Mudo etek: (SIFIR ÜRÜN)
Aldığımda 2 kilo versem tam üzerime olacak kıvamdaydı, ama hiç o kıvama gelemedim. 












Calvin Kline pantolon: Zayıfken alıp sonra ilk hamileliğimle kenara kalkan sade klasik bir parça.



İpekyol etek. Bu eteği alıp biraz kısaltmıştım. Üzerinde 40 beden der ama dar bir 40. Bu eteği bir kere giyebildim çünkü aldıktan hemen sonra hamile kaldığım başka bir kıyafet. Yan işlemeleri coook güzeldir. 








Açık renk Mavi Jeans Kot(SIFIR ÜRÜN)
Koyu renk Mavi Jeans Kot: (SIFIR ÜRÜN)
Mavide çalışan bir tanıdığımızdan hediye. Diğeri de öyle. İki pantolon da sıfır. Geldiğinde giyememiştim. Sonra da hiç giremedim (burda kağıt olsa üzerine göz yaşım damlamıştı...)





Koton Etek(SIFIR ÜRÜN)
Çok tatlıs fakat asla benim vücut tipime uygun olmayan bir etek. Çok zayıflar yazın girtrim diyerek geçen kış aldım. Yaza hamile girdim. Sıfır olarak dolapta bekledi. 



Yargıcı elbise : Bu da 4 senelik. İlk hamilelik öncesi aldığım elbiselerden. 1 ya da max 2 kere giyilmiştir. Acı kahve rengi çok güzel ancak polyester. İyi yanı kışın üşütmez. Hırkasız gezdirir :)

Babana Republic elbise : Ya gidebilirsen diye 5 yıldır beklemede....




Bu çantayı ayıptır söylemesi Amerika'dan almıştım. Amerika heyecanıyla rengine vurulup aldım ama ben o kadar koyu renkciyim ki bu çantayı hiç kendime uyduramadım.  Bir kere yaz tatilinde kullanıp kaldırdmıstım.





Home Store Etek (SIFIR ÜRÜN)

Bu etek de 2016 Mart'ta ben bu kiloyu veririm diye alındı. 42 beden yazmasına aldanmayın. Dar 40 beden gibidir. Zaten ölçüleri detaylı olarak var. Tam bir ofis kıyafeti. Hiç giyilmedi


Mango etek : (SIFIR ÜRÜN)

"Ya ben ciddi zayıfladım valla" ilüzyonu ile alındı. Meğer o kadar zayıf değilmişim o zaman. Sonrasında da olamadım. Sonuç : sıfır ürün.


Mango tulum : (SIFIR ÜRÜN)
Bana bir kot tulum olsun ( biz eskiden salopet derdik) başka şey istemem. İstemem de keşke bedenime uyan alsaydım. Bu sene başında aldım. Mayısta başladığım diyete devam etsem herhalde yaza giymeye başlardım ama araya 2. Hamilelik girdi sonuç: iyi durumda yazsa da aşırı derecede sıfır bir tulum.

Gattinoni bluz

Hediye bir ürün. Bir kere giydim ama pek benim tarzım değil. %100 ipek. Tam da tiril tiril denenlerden. 

Yeni yıla daha hafif girin: İlk hafta önerileri


1 Aralık’ta yılı nasıl daha hafif kapatabiliriz diye düşünerek gün gün bir eşya ya da eşya grubu üzerine odaklanacağımız bir liste yaptım.

Kolayca ulaşılabilsin, her gün story’i takip edemeyenler de toplu olarak görsün diye ilk haftayı yayınlıyorum: )

  1.              Son 1 yıldır hiç kullanmadığınız çantalarınız. Çantalar en önemli aksesuarlarımızdan ama kaçını gerçekten kullanıyoruz?
  2.              Kaç pijamanız/geceliğiniz var? Yazlık ve kışlık 3'er set sizce de yeterli olmaz mı?
  3.              Sıkan, kıyafetlerinizden çok belli olan ya da aşırı bol iç çamaşırlarınız. Bu eşyalarda da bir gün üzerime olur diyorsanız en son ne zaman giydiğinize bir bakın.
  4.              Hiç kullanmadığınız fularlar/ şallar hatta bereler, atkılar, eldivenler. 
  5.              Giydiğinizde ayağınızı vuran/ sıkan ayakkabılarınız. Aldığınızda tam gibi olur sonra giyince ızrırap verir, sizin de öyle ayakkabı ya da bot/çizme vs'niz varsa ve tadilat işe yaramayacak gibiyse verin.
  6.              Sizi terleten sentetik kıyafetleriniz. Kumaşlardan oldukça bahsettik. Artık etiketlere bakıyorsunuz değil mi? 
  7.              İhtiyacınızdan fazla olan spor kıyafetleriniz. Özellikle koşu gibi bir spora gönül verdiyseniz ve yarışlara katılıyorsanız bir süre sonra bir bakarsınız ki koşu tshirtleriniz her tür kıyafetinizden fazla olmuş. Biz bir zamanlar Adım Adım'la koşarken bir çekmecem dolmuştu by şekilde. 
İlk hafta bu şekilde. 

Siz de bu mini challenge'ımıza katıldınız mı?



22 Kasım 2017 Çarşamba

Rüzgar Mira Okan'dan gardrobunuzu stilize şekilde sadeleştirecek sorular I Oku: Kendi Stilini Yarat



Modayla biraz haşır neşir olan kadınların büyük ihtimalle duyduğu bir kalıp vardır: mutlaka siyah mini bir elbisen olsun (little black dress). Peki gerçekten olsun mu?

Siyah elbiseye geri dönmeden önce biraz Rüzgar Mira Okan’dan konuşalım.

Geçen sene bir eğitime katıldım. Normalde bu tarz eğitimleri ve eğitim verenleri uzaktan biraz şüpheyle izlediğim için açıkçası biraz önyargıyla gittim. Derken zaman geldi, 70 kadın U düzende kocaman bir salonda oturduk  ve hazırlıklarını yapmış bizi beklemekte olan Rüzgar Mira Okan’ı (RMO) dinlemeye başladık.

RMO hem bireylerle hem de kurumlarla çalışan bir stil danışmanı. Bizlerle olan eğitimine "Stilinizi ve ışığınızı yansıtın" sloganı ile başladı. Bizlere "Bu moda bunu da al, bak dolabında olması gereken temel 10 parça şu, onları da al” gibi bir yaklaşım yerine biraz temel konulardan girip "Gardıropta 5 pantolon 6 gömlek üst üste asılmaktan bel yapan askılar ruhumuzu da ağırlaştırır" diyerek dikkatimizi çektikten sonra bize 4 aşamalı gardrop detoksunu önerdi. 

Minimalizmle-sadeleşmeyle yolu kesişenlerin duyduğu hatta (umuyorum ki) deneyimledikleri bir şey bu. Sadeleşme kapsamındaki sadeleşme hareketinde her bir kıyafet için şu sorular sorulur:
1.      Bu kıyafeti son 1 yılda/6 ayda giydin mi?
2.       Bunu giyerken mutlu musun?

Rüzgar Mira ise aşağıdaki soruları da ekliyor. Ve bence bunlar kalmasını düşündükleriniz için çok önemli sorular.

Bu kıyafet;
1.       Vücut şekline uygun mu? (elma, armut, kum saati gibi)
2.       Vücut tipine uygun mu? (kaslı, çok zayıf, yuvarlak hatlar gibi)
3.       Vücut ölçülerine uygun mu? (bacak uzunluğu vs ölçülere göre)
4.       Peki eğer çalışıyorsan iş için mi sosyal hayat için mi uygun?

Aslında bu sorulara cevap vermek için vücut şekli, tipi konularında biraz okumak anlamak gerekiyor: Kitabında kadın ve erkek beden ölçüsü nasıl alınır, uluslararası beden ölçüleri tablosu, sütyen bedenleri, vücut tipini belirleme ve ona göre stilini, tarzını yaratma konularına bolca değinen RMO aslında herkes için bir başvuru niteliğinde kitap yazmış.

Tüm bunları yaptığınızda artık rahatlıkla kullanacağınız, belki biraz “kısa” kalmışsa bilinçli bir alışverişle destekleyeceğiniz bir gardrobunuz olacak. Bundan sonra da sadece vitrinde ya da bir arkadaşınızda/mankende gördünüz diye hoşunuza gidip anlık dürtülerle alışveriş yapmayacaksınız.  

Gelelim siyah mini(k) elbiseye; bacaklarınız düzgünse neden olmasın? Ama belki beliniz biraz kalınsa düz siyah değil de belde biraz içe doğru bir eki, kumaş oyunu olan bir elbiseniz olsa daha iyi. 

Yani siz boş verin süregelmiş kalıplaşmış listeleri, size ne uyuyor ona bakın. Belki de bundan sonra 
siz bir elbise kadını olur tüm eteklerinizi elden çıkarırsınız belli mi olur?

RMO’nun 2016 Mayıs’ındaki TED konuşması için buraya; Vücut Şekline Göre Giyim Tüyoları içinse buraya tıklayabilirsiniz.

Yazıyı yine ondan bir alıntıyla bitirmek istiyorum.

Yalınlaş ve özgürleş; ruhunu besle bedenini giydir

Bu yazıyı beğendiyseniz şu yazılara da göz atın:
Fazlalıklardan kurtulmak